Filyos'un Arkeolojik Tarihi

        Batı Karadeniz Bölgesinde, Zonguldak ili, Çaycuma ilçesine bağlı bir sahil kasabası olan Filyos, önemli bir arkeolojik geçmişe ve arkeolojik kalıntılara sahip olmasına karşın yeterince araştırılmamıştır. Antik çağlarda Tioç, Tiov, , gibi farklı yazılışları olan ve Tium, Tios, Tion, Tieion, Tieium gibi farklı isimlerle anılan Filyos, bulunduğu coğrafyada, özellikle M.Ö. 4 ve 3. yüzyıllarda, zaman zaman öne mli roller oynamıştır. Bizanslı Stephanos'a göre kentin adı, M.Ö. 7. yüzyıldaki Milet kolonizasyonları sonrasında kentin kurucusu ayılan Rahip Tios'tan gelmektedir. Strabon, Kaukonlar'ın yaşadığı bu kentin adının "Tieion" olduğunu belirtir. Kentin hemen doğusunda denize dökülen Filyos ırmağının antik dönemlerdeki adı da Billaios'tur. Roma çağında kentin adı, Billaios ırmağından esinlenilerek Villaios olmuş, bu isim daha sonra Filyos'a dönüştürülmüştür.

TİEİON ve YAKIN ÇEVRESİNİN ARKEOLOJİK TARİHİ:
        1948 yılında Batı karadeniz kıyı kesimini de kapsayan Prehistorik araşırmalarda, Zonguldak-Bartın-Amasra arasındaki bölümlerde, dolayısıyla Filyos ve çevresinde, Prehistorik yerleşim izlerine rastlanılmamıştır. Bazı araştırmacılar, Batı Karadeniz kıyılarında M.Ö. 17. yüzyılda yerleşimler olduğunu ve Zonguldak kıyı şeridinin en eski yerleşim noktaları sayılan Herakleia (Ereğli), Tieion (Filyos), Partheios (Bartın), Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile yakınları) ve Kytoros'un (Cide/Gideros) M.Ö. 15. yüzyıla doğru kuruluşlarını tamamladıklarını belirtir.

        Karadeniz kıyılarında M.Ö. 10. ve 9. yüzyıllarda Grekkolonizasyonları görülür. Ancak geniş kapsamlı kolonizasyonlar, Miletoslular tarafından M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren gerçekleştirilmiştir. M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren görülen bu kolonizasyon hareketlerini Megaralı, Phokaialı ve Khiosluların yaptığı kolonizasyonlar izlemiştir.

        Bazı kaynaklarda Tieion M.Ö. 8. yüzyıldan itibaren başlaya İon kolonizasyonu döneminde kurulmuş olan en önemli milet yerleşimlerinden biri olarak gösterilmektedir.

        Bizanslı Stephanos da kentin kuruluşunu Milet kolonizasyonlarına bağlamakta ve kenti Miletoslu bir rahip olan Tios adlı birinin kurduğunu söylemektedir. Kentteki Tios kültürü ve kentin Tios adını taşıması, rahip Tios'un ktitesliğinin (efsanevi kurucu) kanıtları olarak gösterilmektedir.

        Yine C. Marek de Tieion'un Miletliler tarafındn kurulduğunu belirtmektedir. Antik dönemlerdeki adı Billaios Çayı olan Filyos çayıda M.Ö. 6. yüzyılın ortalarında Heraklia bölgesinin batıdaki Dorve batıdaki İon bölümleri arasında sınır olma niteliğin kazanmıştır.

        Bu arada M.Ö. 7. yüzyılda doğudan Anadolu'ya giren ve Anadolu'nun önemli bölümünü istila eden Kimmerler M.Ö. 650 yıllarında bölgenin kıyı kesimlerine kadar gelmişlerdir. M.Ö. 7. yüzyıl sonlarına doğru bölgedeki koloniler üzerinde Lidyalıların 545 yılından itibaren de Perslerin egemenliği görülür. M.Ö. 6. yüzyılın sonlarından daha önceki bir zamanda ise Thrak kökenli Bithynialılar göçleri gerçekleşmiştir.

        Tieion M.Ö. 4. yüzyılda Heraklia'ya bağlıdır ve bu süreç Amestris'in kuruluşuna kadar sürmüştür.

        M.Ö. 300 yıllarında önce Büyük iskender'in Diadoklarından Lysmaichos ile daha sonrada Herakleia'nın tiranı Dionyzos ile evlenen Pers kökenli Amestris yeni bir birlik kurmuş bu birliğin merkezi olan Sesamos'a kendi adını (Amestris) vermiştir. Bu birlik içersinde Sesamos (Amasra) Kromna (Kurucaşile yakınları) ve Kytoros (Cide- Gideros) ile birlikte yer alan Tieion kısa bir süre sonra isyan ederek bu birlikten ayrılmıştır.

        M.Ö. 289 yılında Lysimaichos Heraklia'ya girmiş ve giderek güçlenip, topraklarını İç kesimlere doğru genişletmiştir. Karadeniz boyunca, Kieros'a (Üskübü) kadar Lysimaichos'un kuralları yürürlüğe girmiştir. Lysimaichos'un kurallarının ve egemenliğinin söz konusu olduğu yerler arasında, Billaios nehrinin ağzındaki limanı ile birlikte, yüksek kayalıktaki antik Tieion kenti de vardır.

        M.Ö. 281 yılında Lysmaichos ölünce, Heraklia bağımsızlığına kavuşmuştur. Nicomedes 1. Hraklia ile anlaşmış ve daha önce babası Zipoites tarafından ele geçirilmiş olan Tieion ile Kieros'u, özgürlüklerini satın alarak ele geçirmiştir. Purusias 1. döneminde (229-182) Hellen kentleri ile sürdürülen dostluk ilişkileri son bulumu, Purusias 1. Makedonya Kralı Philippos V ile birlişerek Bergamalı Attalos sülalesine karşı savaşmıştır. Purusias 1. Kieros (Üskübü) ve Tieion'u ele geçirmiş, böylece Tieion kenti de Bithynia'ya katılmıştır. Heraklia-Pontike, Prusias 1. döneminde Kieros ve Tieion'un yönetimini kaybetmiştir. Daha sonra, Apemeia anlaşması ile Purusias l'in Bergama'dan aldığı toprakları geri vermesi istenmiş, Purusias I bunu kabul etmeyince, M.Ö. 188 yılında Bithynia ve Bergama arasında savaş çıkmıştır. Savaş sonunda Purusias I Frigya Epiktetosu olarak adlandırılan bölgeyi geri vermiştir.

        Pontus Kralı Paharnakes, M.Ö. 183 yılında Sinop'u aldıktan sonra Karadeniz sahilinde batıya doğru ilerlemiş ve Tieion kentini de zaptetmiştir. Sonra ki Bithynia Kralı Purusias 2 (182-149), Beegama Kralı Eumenes 2 (197-159) ile Pontus Kralı Puharnekes arasında çıkan savaşta Bergama tarafında yer almış, savaş sonrasında imzalana anlaşma ile (M.Ö.179) Bergama Tieion'un da dahil olduğu bazı şehirleri ele geçirmiştir. Ancak Eumenes 2, Tieion'u Purusias H'ye hediye etmiştir. Bu anlaşma, M.S. 134 yılına tarihlenen Bithynium-Claudiopolisteki (Bolu) bir yazıttan anlaşılmaktadır. Bu süreçte Tieion, Purusias 1 döneminde Bithynia hanedanının yönetimi altındadır ve bu durum Nicomedes 4, ölmeden önce vasiyet yoluyla ülkesini Romaya bırakmış, ancak Mithridates 6, bu durumdan faydalanmak için bütün Bithynia'yı zaptetmiştir. Roma imparatorluğu bölgeye Codda ve Lucullus komutasında askerler ve donanmalar göndererek, M.Ö. 71-70 yıllarında, arka arkaya bölgedeki kentleri zaptetmiştir. Tieion da bu tarihten sonra Roma yönetimi atına girmiştir.

        Romalılar ile Mithridates 6 arasındaki savaş M.Ö. 74 yılından 63 yılına kadar sürmüş, bu savaşlar sonrasında Romalılar, İstanbul Boğazından Ermenistan'a kadar olan toprakları egemenlikleri altına almışlardır. Romalılar Heraklia'yı ele geçirdikten sonra amiral Triarius, komutasındaki donanmasıyla birlikte Tieion ve Amastris'e yönelmiştir. Triarius'un ordusu, bu iki kenti yağmalayıp, yıkmıştır. Böylece Tieion M.Ö. 70 yıllarında Romalılar tarafından zaptedilmiştir.

SİKKELERDE TİEİON
        M.Ö. 65-64 yıllarında Bithynia, Pontus ve Paphlagonia bölgelerindeki 11 şehir birleştirilerek bir prokonsüllük (eyalet) oluşturulmuştur. Tieion bu 11 önemli kent arasındadır. Roma imparatoru Augustus döneminde (M.Ö.27-M.S.14) bu prokonsüllüğün iç kısımlarda yer alan kentleri Galatia'ya bağlanmıştır. M.Ö. 7 yılında bu prokonsüllüğün adı, yeni bir yapılanma sonrasında "Bithynia-Pontus" olarak değiştirilmiştir. Merkezi yine Amastris olan ve Tieion'un içinde yer aldığı bu oluşum, M.S. 117 yılına kadar sınırlarını korumuştur. M.S. 395 yılında Roma imparatorluğunun doğu ve Batı Roma olarak ikiye ayrılması sonrasında Anadolu, Doğu Roma (Bizans) sınırları içersinde kalmıştır. Villaios, Bizans döneminde de önemini korumuştur. Bu dönemde Bosfordan çıkan bir yol, Anadolu yakasından başlayarak Nikomedia, Heraklia, Villaios, Amasra ve Sinop'u bağlamaktadır.

        M.S. 5. yüzyıla doğru 2. Tihedose Bithynia'dan geniş bir yer ayırarak, orada özel bir yönetim oluşturmuş ve bu bölgeye, amcasının adından esinlenerek "Honoriade" adını vermiştir. Villaios bu tarihlerde, merkezi Karadeniz Ereğlisi olan Honorias bölgesinin piskoposluk merkezlerinden biridir. M.S. 13. yüzyıl ortalarına doğru Bizans devleti giderek zayıflamış ve 1261 yılında Cenevizliler ileanlaşma yapılarak, Cenevizlilere önemli ayrıcalıklar verilmiştir. Cenevizliler bu ayrıcalıklardan da yararlanarak, bölgedeki önemli koloniler kurmuşlardır.

        Bithynia bölgesi ile birlikte Filyos'ta, M.S. 14. yüzyıl sonları ile 15. yüzyıl ortaları arasındaki dönemde, Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimi altına girmiştir. Tieion Kenti'nin ilk sikkeleri M.Ö.300 yıllarına tarihlenir. Tieion, ilk sikkelerini Sesamos (Amastris),Kromna ve Kytoros ile birlikte basmıştır.Bu sikkelerin basım tarihi M.Ö. 282 yılına rastlar. Tieion, M.Ö.282 yılında 1. yüzyıl ortalarına kadar otonom sikke basmıştır.

        Roma Dönemi'nde Prokonsül C. Papirüs Carbo adına sikke basmış olan kent, Roma imparatorluk Dönemi'nde Domitianus'tan, Gallianus dönemine kadar sikke darp etmiştir.Kentin sikkeler üzerindeki adı "TIANON" olarak okunmaktadır. Tieinon, Anadolu'da sikke basan kentler arasında da sayılmaktadır. Yine sikkelerden, Tieinon'da tapınım gören tanrılar ve kültler hakkında da bilgi sahibi olunmaktadır. Buna göre Zeus Tios, Zeus Syrgastes, Athena,Asklepios ve Hygeia, Bendis, Demeter, Dinysos, Hades, isis, Nemesis ve Nike ile birlikte ırmak tanrıları Billaios ve Sardonjieion'da tapınım görmüşlerdir.

FİLYOSTAKİ ARKEOLOJİK YAPI KALINTILARI
        Bugün Filyos'ta görülebilen ve kısmen de olsa korunabilmiş olan arkeolojik yapı kalıntıları, Filyos'un arkeolojik önemini ortaya koyan bir başka unsurdur. Biz bu çalışmamızda, genel hatlarıyla bu yapı kalıntılarına da değinmeyi uygun gördük.

AKROPOL
        Kentin akropolü, bugünkü Filyos'un hemen doğusunda, denize dik olarak uzanan doğal tepenin üzerindedir.Burada,Roma Çağında yapılmış olduğu belirtilen ve Bizans ve Osmanlı Dönemleri'nde de kullanıldığı anlaşılan bir sur duvarı yer almaktadır. Yakın zamana kadar önemli bölümü korunmuş olan sur duvarlarında son iki yıl içerisinde birtakım restorasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ancak yapılan bu çalışmaların sur duvarlarının özgün mimarisini ne kadar yansıttığıda tartışmalıdır. Yine akropolde,Roma Çağı'na ait olduğunu düşündüğümüz bir başka yapı kalıntısı bulunmaktadır. Duvarlarnın bir bölümü korunabilmiş olan bu yapı, belki de Tieion'daki kültlerle ilgili olmalıdır.

NEKROPOL
        Bugünkü Filyos'un güneyinde bulunan tepelerin üzerinde yer alan nekropol alanı "Güney Nekropolü" olarak adlandırılmaktadır. Nekropol,genellikle yerel taşlardan yapılmış hipojelerden oluşmaktadır.

TİYATRO
        Kentin tiyatrosu, bugünkü Filyos'un girişinde ve karayolunun hemen sağında yer almaktadır. Antik çağlardaki geleneğe uygun olarak eğimli araziye yapılmış olan tiyatronun Cavea'sındaki oturma sıralarının büyük bir bölümü, ne yazıkki yok olmuştur. Oturma sıralarının bir bölümü ile Skenelsi, Paradoslar'ı ve batıdaki Analemna Duvarı'nın bir bölümü korunmuş olan tek Diazomalı bu tiyatro yapısı,kentteki önemli yapı kalıntılarındandır.

AOUADAKT (SU KEMERİ)
        Tiyatro binasının kuzeyinde, demiryolunun altında ve bugünkü Ateş Tuğlası Fabrikası'nın hemen doğu bitişiğinde yer alan ve yine Roma Çağı'na ait olduğunu düşündüğümüz Aquadakt'ın birkaç kemeri korunabilmiştir. Bu yapı, kentin suyunun uzak mesafelerden getirildiğini de göstermektedir.

ŞAPEL
        Bazı kaynaklarda Kilise olarak yorumlanmış olan yapı kalıntısı, Antik Tiyatro'nun yaklaşık 200m. kadar batısında yer almaktadır. Duvarlarının önemli bir bölümü korunmuş olan yapı, Roma Çağı özellikleri göstermektedir. Roma Çağı'nda resmi amaçlı olarak kullanılmış olabileceğini düşündüğümüz bu yapı, geç dönemlerde dinsel amaçlı bir yapıya dönüştürülmüş olmalıdır. Ölçülerini ve yapısını göz önüne aldığımızda, bu yapının Bizans döneminde bir Şapel olarak kullanılmış olabileceğini düşünmekteyiz.

HAMAM KALINTISI
        Antik Tiyatro ile Nekropol alanı arasındaki eğimli arazide ve Antik Tiyatro'ya yaklaşık 200-300m. kadar uzaklıkta, kaçar kazılar sonucu bir bölümü açığa çıkarılmış bir başka yapı kalıntısı bulunmaktadır. Toprağın altında bulunan ve üstten açılarak tahrip edilmiş olan bu yapı kalıntısını, bugün için değerlendirebilmek çok olanaklı değildir.

        Ancak görülebilen bölümlerinin mimari özelliklerine göre Roma Çağı'na ait olduğunu düşündüğümüz bu yapı kalıntısı, belki de bir "Hamam" kalıntısı olmalıdır.

MAĞARA
        Bugünkü Ateş Tuğlası Fabrikası'nın sınırları içerisinde ve fabrikanın doğu bölümünde yer alan ve işlevi nedeniyle "Yer Altı Şehri" olarak da nitelendirilebilecek olan bu mağara, Erken Hıristiyanlık Dönemi'nde yapılmış olmalıdır. Birçok bölmelerden ve odalardan oluşan bu mağaranın,Hıristiyanlığın ilk yayılma dönemlerinde gizli tapınım amaçlı kullanılmış olduğu düşüncesindeyiz.

MAĞARA 2 (SU MAĞARASI)
        Yerel halk tarafından bu isimle anılan mağara, akropolün batısında ve en alt kısımda yer almaktadır. Bizans Çağı veya daha geç bir dönemde yapılmış olduğunu düşündüğümüz mağaranın altta ve üstte iki ayrı girişi bulunmaktadır. Üst taraftaki giriş bölümü, olasılıkla sur duvarlarının içine açılmaktaydı. Bu görünümüyle, daha çok Hititler'de karşımıza çıkan "potern" mimarisini andıran mağaranın içinde, yakın zamana kadar varlığını koruyan bir su kaynağı bulunmaktaydı. Yuvarlak planlı olan mağaranın iç duvarları harçlı ve derzlidir. Yine mağaranın içinde ve kuzey tarafında, derin bir niş bulunmaktadır.

ANTİK LİMAN KALINTISI
        Akropolün batısında ve akropolden yaklaşık 10Om. kadar uzaklıkta, denizin içine doğru uzanan ve denizde de izlenebilen antik limana ait kalıntılar, bugün dahi Filyos'ta bir liman ya da balıkçı barınağının olmadığı göz önüne alındığında, Filyos'un antik çağlardaki önemini gösteren bir başka unsur olarak kabul edilebilir.

        Bölgede yapılacak olan arkeolojik çalışmalarla, bilinen bu yapı kalıntılarının dışında, bir antik kentte bulunması gereken ve hiç değilse bir bölümünün Filyos'ta da var olduğunu düşündüğümüz diğer yapılara ait kalıntıların da açığa çıkarılması mutlaktır.

SONUÇ
        Antik çağ yazarlarının M.Ö. 1200 yıllarında bu bölgede yaşayan halklardan söz etmeleri, Filyos ve/veya yakın çevresinde de bu tarihlerde yerleşimler olduğunu göstermektedir. Bazı araştırmacılar, bu bölgede yer alan ve içlerinde Filyos'u da saydıkları bazı kentlerin M.Ö. 15. yüzyılda kuruluşlarını tamamladıklarını belirtirler.

        Öte yandan Hititlerin, imparatorluk çağında (M.Ö. 14-13. yüzyıllar) bölgeyle ilişkili olmaları da akla yakındır. En azından Filyos ve çevresi, buraya yakın bölgelerde yer alan Hulana, Maşa, Kalaşma gibi Hitit devleti eyaletlerinin ve Hititler'in, denize en kolay ulaşabilecekleri yerler arasında sayılabilir.Bu nedenle Hititleri'in ya da bu eyaletlerin, Filyos ve yakın çevresi ile bağlantılı oldukları düşünülebilir.

        Ayrıca, M.Ö. 1200 yıllarındaki göçler sonrasında, Frigler'in artçılı olarak nitelendirilen Bebrykler adlı bir halkın da, bu bölgede yaşadıkları bilinmektedir. Dolayısıyla yine Filyos ve yakın çevresinde, Frigler'in ya da bunların uzantısı olan kavimlerin izlerini aramak yanlış olmasa gerektir. Ancak, bugüne kadar Filyos veya yakın çevresinde herhangi bir arkeolojik kazı çalışması yapılmadığından, bu görüşleri doğrulamak, en azından bugün için olanaklı değildir.

        Bununla birlikte M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren Filyos'un, bölgedeki önemli yerleşim yerlerinden biri olduğu mutlaktır. Genellikle M.Ö. 7. yüzyılda, Milet kolonizasyonları sonrasında kurulduğu kabul edilen Filyos'ta yaşayan Kaukonlar ise, kimilerine göre Anadolu'nun yerli halkı, kimilerine göre de Anadolu'ya dışarıdan gelen bir kavimdir.

        Her ne olursa olsun, Filyos'un bugün için bilinen ilk sahiplerinin Kaukonlar olduğu da anlaşılmaktadır. Ancak, yukarıda da değindiğimiz üzere, bölgede yapılacak geniş kapsamlı arkeolojik araştırma ve kazı çalışmaları, belki de bizi Filyos'un daha eski sakinlerine götürecektir.

        Bu tarihlerden Roma Çağı'na kadar, zaman zaman bağımsız bir kent olarak varlığını sürdüren Filyos, yine bu dönemlerde Bithynia ve Paphlagonia arasında sınır olması nedeniyle de dikkat çekmiştir.

        Kimi zaman Paphlagonia, kimi zaman da Bithynia sınırları içinde gösterilen Filyos, her iki bölgenin de önemli kentleri arasında sayılmaktadır. Marek'in, Kuzey Anadolu kentlerinin Roma Çağı'ndaki en parlak devirlerini yansıtan mimari kalıntılara sahip kentler arasında Filyos'u da sayması, Filyos'un Roma Çağı'ndaki önemini de göstermektedir.

        Roma Çağı ve sonrasında Villaios olarak adlandırılan Filyos, Bizans Dönemi'nde de zaman zaman önemini korumuş bir kenttir.

        Şunu da vurgulamak gerekir ki Filyos, arkeolojik geçmişinin ve bu geçmişi yansıtan değerlerinin yanı sıra, sahip olduğu doğal güzelliklerde göz önüne alındığında, hiç hak etmediği bir konumdadır. Gerekli çalışmalar ve yeterli tanıtım yapıldığında inanıyoruz ki Filyos, arkeoloji ve doğa turizmi açısından önemli ve gözde yerlerden biri olacaktır.

Arkeolojik Kazı İle İlgili Bazı Fotoğraflar

 

 


Zirve100 Toplist

Zirve100 Site istatistikleri
Zirve100 Toplist

Filyos.de

 

 



Gratis Homepage von Beepworld
 
Verantwortlich für den Inhalt dieser Seite ist ausschließlich der
Autor dieser Homepage, kontaktierbar über dieses Formular!